Yaşlılarımızın Elinden Tutmak!

Şimdi Sıra Bizde 

İnsanoğlunun yaşam serüveni daha doğuştan zorlukla başlar. Bir çığlıkta bulmuşken yaşamı ilk olarak annemizin kokusunu ararız ve bu koku bize ömür boyu yoldaşlık eder. Onun kokusu cennetten gelen ılık bir esinti gibidir.

Babalarımızın varlığını her ne kadar daha sonra da duysak da onlar kalemizdir, kuvvetimizdir, her şeyimize yeten güven kaynağımızdır. Kim bilir belki bu nedenle çocukluk oyunlarımızda “Benim babam senin babanı döver” diye böbürleniveririz

Tavuklar nasıl civcivlerini kanatları altına toplarsa anne babalarımız da bizleri öyle kanatları altına alır.

Onlar, her şeyi bilir

Onların her şeye gücü yeter

Annelerimiz!

En güzel anne, bizim annemizdir,

Bizim annemiz bir melektir

Benim annem güzel annem, çiçeklerden daha güzelsin, hepimizin çocuk dilinden çıkan şiirimizdir annelerimiz.

Ya babamız?

Babamız bizim kayamızdır

Babamızın parası hiç bitmez; Bizim her şeyimizi alır.

Babamızın kuvveti hiç eksilmez; her şeye gücü yeter.

Her zaman her şeyin en iyisini o yapar.

Onların da babaları, anneleri vardır. Onlar bizim dedelerimiz, ninelerimizdir.

Ellerinde bastonlarıyla yürüseler de ağarmış saçları ve sakallarıyla evin bir köşesine sığınmaya çalışırlar.

Anılara dem vuran sözleri hayıflanmayla biter. Hey gidi günler hey! Gençlik olsaydı da şimdi…

Kim bilir ömürlerine neler sığdırdılar. Belki bir dosta ömür adadı, belki bir düşküne kanat gerdi, dostuna omuz verdi. Ne var ki insan bulduğu vefada küçük kalıyor her zaman. Tohum ekip sevgi tarlasına, özlem biçiyoruz. İşte bu nedenle sırt çevirmeseler de hayatın akışına, yaşlı adamların sıcak gülüşleri, sevinçlerden sekerek hüznün durağına yerleşir.

Ya nineler. Pamuk ninelerimiz. Süper babaannelerimiz. Zaman onlardan da bir şeyleri alıp götürürken düşünceli davranmıyor. Yine de onlar mahur besteler gibi vakurluklarını korurlar.

Torunlarına masal anlatırken, kendi çocuklarını ve çocukluklarını yeniden büyütürler adeta. O nedenle kime dokunduklarının önemi yoktur; ölene kadar anne kalırlar. Yaşamın inişi çıkışı

evine, erine ömür adayışlarıyla sabır çiçeklerimizdir onlar bizim.

Annelerimiz, babalarımız, ninelerimiz, dedelerimiz, gönlümüzün, yüreğimizin tacıdır. Dilimiz böyle der.

Aaah bu zaman denen kayan yıldız; hepimize oyunlar oynuyor ve artık her günümüzü biraz daha yarışa sokuyor. Eşimiz, dostumuz, işimiz derken sevgilerimize vakit ayıramıyoruz. Her geçen gün yalnızlaşıyor, “birey” olmak peşinde giderken sağımıza solumuza bakamadan ilerliyoruz. Kim bilir bu nedenle evden ayrılışımız bir terk edişe dönüyor. Eee ne diyoruz “köy köy üstünde olur da ev ev üstünde olmaz.” Gel zaman git zaman bu kopuş arayı uzatıyor. Yaşlılar her ne kadar “Herkes yuvasında huzurlu olsun” dese de gözü kapıda; kulağı seste oluyor. Hiç değilse bir telefon etse bekleyişiyle günler günleri; aylar ayları kovaladığı oluyor.

Günden güne terk edilmişlik bir zincir gibi dolanıyor.

Hepimiz toprağın yolcusuyuz. Topraktan gelip toprağa dönüyoruz. Gün geliyor yanı başındaki can yoldaşın, toprağına dönüyor.

Yine tek başına kalıyoruz…

İster terk edilelim, ister evlatlarımız aramasın, isterse toprağın yolcusu yanımızdan ayrılsın insanoğlu her zaman tek başına.

İşte bu günde hepimize uzanan bir yardım eli gerek. Türkiye Güçsüzler ve Kimsesizler Vakfı, güçsüze güç, yurtsuza yuva, dertliye deva olmak üzere yola çıkmış bir yardım eli.

Mihalıçcık Yaşlılar Köşkü 72 kişilik kapasitesiyle yaşlılarımıza, kimsesizlerimize hizmet veriyor. Eskişehir Şubesi başkanı Yasemin Öztürk ve ekibi buranın tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere canla başla çalışıyor. 22 yaşlımızın her türlü bakımını da 11 kişiden oluşan köşk çalışanları yapıyor. İmkânları her geçen gün daha da zenginleştirilmeye çalışılsa da her zaman sizlerden gelecek desteğe de ihtiyaç var.

Kapasitesi 75 kişi olan Mihalıççık Yaşlılar Köşkü’nde fazla yaşlı konuğumuz kalabilir. Bu nedenle hepimiz seferber olalım. Tanıdığımız, bildiğimiz tek başına yaşamını sürdürmeye çalışan yaşlılarımıza el verelim onlara kendi yaşıtlarıyla buluşabileceği bir ortamda yaşamaları için teşvik edelim.

Yunus Emre’nin diyarı Mihalıççık Yaşlılar Köşkü’nü ve Güçsüzler ve Kimsesizler Vakfımızı yaşatmak ve dahası yaşlılarımıza yardım etmek üzere el verelim.

Yunus Emre bir şiirinde “Bir garip ölmüş diyeler/ üç gün sonra duyalar /soğuk su ile yuyalar/ Şöyle garip bencileyin” der. Biz biz olalım; gariplerimize sahip çıkalım yalnız ölmesinler ve soğuk sularla yunmasınlar.

Yaşlı ve güçsüzlerimizin elinden tutmak için; Türkiye Güçsüzler ve Kimsesizler Vakfı Eskişehir Şubesi, ayni, nakdi, kurban bağısı, adak bağışı, odun, kömür, her türlü giyecek ve yiyecek yardımlarınızı bekliyor.

Kimbilir eklinizden gelen ufak bir yardımla, bir yaşlının elinden tutabilirsiniz.

İletişim: İstiklal Mah. Esen Sok. Kat:1 No:4 B-Blok Odunpazarı / ESKİŞEHİR

Garanti Bankası A.Ş. Eskişehir Köprübaşı Şubesi

Şube Kodu:764

Hesap No: 6294417

IBAN: TR 17 0006 2000 7640 0006 2944 17

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135